İngilizce deyimler, Türkçede de olduğu gibi günlük konuşmanın büyük bir parçası. Hayatımızda yaşadığımız durumlar, gerçekleşen olaylara göre çeşitli söz öbeklerini kullanırız. Bu söz öbekleri mecaz anlama sahip olurlar ve ilk okunduğu andaki anlamından farklıdırlar.
Nasıl ki Türkçede çok basit olan, yapması fazla zor olmayan işler için çocuk oyuncağı deyimini kullanıyorsak İngilizlerde benzer şekilde “a piece of cake” şeklinde bir söz öbeği kullanırlar. Dilimizde yer alan birçok deyim İngilizcede de “çocuk oyuncağı” deyiminde olduğu gibi benzer anlamda yer almaktadır.
Bu yazımızda, İngilizcede günlük hayatta en çok tercih edilen deyimlerden bazılarını sizler için hazırladık. Her bir deyim için Türkçe anlamlarıyla beraber birer örnek ve açıklamaları da yer almakta.
İngilizcede En Çok Kullanılan Deyimler Nelerdir?
Aşağıda yer alan deyimlerin açıklamalarını, Türkçe karşılıklarını ve bir örnek cümle ile çalışabilirsiniz.
1) Break the ice
Açıklama: Yeni tanışan insanlar arasında genelde bir sessizlik veya gerginlik olur. Bu deyim, konuşma başlatarak veya küçük bir şaka yaparak bu gerginliği ortadan kaldırmak anlamına gelir.
Türkçesi: Havayı yumuşatmak, ortamı açmak
Örnek Cümle: At the beginning of the meeting, he told a funny story to break the ice.
Türkçesi: Toplantının başında havayı yumuşatmak için komik bir hikâye anlattı.
2) Hit the nail on the head
Açıklama: Bir durumu ya da problemi tam olarak doğru şekilde ifade ettiğimizde bu deyim kullanılır. Birinin söylediklerinin tam yerinde ve doğru olduğunu anlatır.
Türkçesi: Nokta atışı yapmak, tam üstüne basmak
Örnek Cümle: When she said we need more time to finish, she really hit the nail on the head.
Türkçesi: “Bitirmek için daha fazla zamana ihtiyacımız var” dediğinde tam üstüne bastı.
3. Let the cat out of the bag
Açıklama: Gizli kalması gereken bir bilgiyi yanlışlıkla ya da farkında olmadan söylemek anlamına gelir.
Türkçesi: Ağzından kaçırmak, sırrı açıklamak
Cümle: I accidentally let the cat out of the bag about her birthday surprise.
Türkçesi: Doğum günü sürpriziyle ilgili sırrı yanlışlıkla ağzımdan kaçırdım.
4) Piece of cake
Açıklama: Yapılması çok kolay olan işler için kullanılır. Hiç zorlanmadan yapılabilecek bir şeyi anlatır.
Türkçesi: Çocuk oyuncağı
Örnek Cümle: That test was a piece of cake.
Türkçesi: O sınav çocuk oyuncağıydı.
5) Under the weather
Açıklama: Kendini hasta, halsiz veya yorgun hissettiğimizde kullanılır. Genelde ciddi bir hastalık değil, hafif rahatsızlıklar için söylenir.
Türkçesi: Kendini kötü hissetmek
Örnek Cümle: I didn’t go to work today because I was feeling under the weather.
Türkçesi: Kendimi iyi hissetmediğim için bugün işe gitmedim.
6) Spill the beans
Açıklama: Bir sırrı ya da gizli bilgiyi istemeden ya da heyecanla söylemek.
Türkçesi: İşi açık etmek, sırrı ifşa etmek
Örnek Cümle: Don’t spill the beans about our plan to quit!
Türkçesi: İstifa planımızı kimseye söyleme!
7) Cost an arm and a leg
Açıklama: Çok pahalı olan şeyler için kullanılır. Bir şeyin aşırı derecede maliyetli olduğunu anlatır.
Türkçesi: El yakmak, çok pahalıya patlamak
Örnek Cümle: That car cost me an arm and a leg.
Türkçesi: O araba bana çok pahalıya patladı.
8) Once in a blue moon
Açıklama: Çok nadiren, çok seyrek gerçekleşen olaylar için kullanılır.
Türkçesi: Kırk yılda bir
Örnek Cümle: We go out for dinner once in a blue moon.
Türkçesi: Dışarı yemeğe kırk yılda bir çıkarız.
9) Bite the bullet
Açıklama: Zor veya acı verici bir durumu kabullenip, yapmak zorunda olduğumuz şeyi yapmak.
Türkçesi: Dişini sıkmak, zorluğu kabullenmek
Örnek Cümle: I hate going to the dentist, but I’ll have to bite the bullet.
Türkçesi: Dişçiye gitmekten nefret ederim ama dişimi sıkıp gitmem gerekiyor.
10) Call it a day
Açıklama: Bir işi ya da etkinliği o günlük bitirmek anlamında kullanılır.
Türkçesi: Bugünlük bu kadar, paydos etmek
Örnek Cümle: We’ve done enough work. Let’s call it a day.
Türkçesi: Yeterince çalıştık. Bugünlük bu kadar.
11) The ball is in your court
Açıklama: Bu deyim, artık karar verme ya da harekete geçme sırasının karşımızdaki kişide olduğunu anlatır. Örneğin bir öneri sunduysak ve cevap bekliyorsak, artık top onların sahasındadır. Yani bir sonraki adımı onların atması gerekir.
Türkçesi: Top sende, sıra sende
Örnek Cümle: I’ve told you how I feel. Now the ball is in your court.
Türkçesi: Nasıl hissettiğimi söyledim. Artık top sende.
12. Burn the midnight oil
Açıklama: Bu deyim, özellikle ders çalışmak veya iş yapmak için gece geç saatlere kadar uyanık kalmak anlamında kullanılır. Yoğun ve geç saatlere kadar süren emek gerektiren işler için tercih edilir.
Türkçesi: Gece geç saatlere kadar çalışmak
Cümle: She’s burning the midnight oil to prepare for the exam.
Türkçesi: Sınava hazırlanmak için gece geç saatlere kadar çalışıyor.
13) Kick the bucket
Açıklama: Bu deyim daha çok espirili ya da dolaylı yoldan birinin öldüğünü anlatmak için kullanılır. Genellikle ciddi konuşmalardan ziyade gayriresmî ve hafif mizahi ortamlarda tercih edilir.
Türkçesi: Hakkın rahmetine kavuşmak, ölmek
Örnek Cümle: The old man finally kicked the bucket at 98.
Türkçesi: Yaşlı adam sonunda 98 yaşında hakkın rahmetine kavuştu.
14) Add fuel to the fire
Açıklama: Zaten gergin veya kötü olan bir durumu daha da kötü hale getirmek anlamına gelir. Özellikle tartışma, kavga gibi ortamlarda yapılan yanlış bir hareketin gerginliği artırması durumunda kullanılır.
Türkçesi: Yangına körükle gitmek
Örnek Cümle: His rude comment just added fuel to the fire.
Türkçesi: Onun kaba yorumu sadece yangına körükle gitmek oldu.
15) When pigs fly
Açıklama: Bu deyim, asla olmayacak ya da gerçekleşmesi mümkün olmayan şeyler için kullanılır. Gerçek dışı beklentileri küçümsemek için söylenir.
Türkçesi: Balık kavağa çıkınca, imkânsız
Örnek Cümle: He’ll clean his room when pigs fly.
Türkçesi: O odasını ancak balık kavağa çıkınca temizler.
16) Hit the sack
Açıklama: Yorgun bir günün sonunda yatmaya gitmek, uyumaya hazırlanmak anlamında kullanılır. Özellikle günün sonunda kullanılır.
Türkçesi: Kafayı yastığa koymak, yatmak
Örnek Cümle: I’m really tired. I think I’ll hit the sack early tonight.
Türkçesi: Gerçekten çok yorgunum. Sanırım bu gece erkenden yatacağım.
17) Go the extra mile
Açıklama: Normalde yapılması gerekenin ötesine geçip, fazladan çaba göstermek anlamındadır. Bu deyim genellikle çalışkan, özverili insanlar için kullanılır.
Türkçesi: Elinden gelenin fazlasını yapmak
Örnek Cümle: She always goes the extra mile to help her students.
Türkçesi: Öğrencilerine yardımcı olmak için her zaman elinden gelenin fazlasını yapar.
18) Let sleeping dogs lie
Açıklama: Geçmişte yaşanmış ve şu an sakin olan bir konuyu tekrar gündeme getirip sorun çıkarmamak için kullanılır.
Türkçesi: Eski defterleri açmamak
Örnek Cümle: Don’t ask him about his ex—let sleeping dogs lie.
Türkçesi: Eski sevgilisi hakkında bir şey sorma—eski defterleri açma.
19) Pull someone’s leg
Açıklama: Birine şaka yapmak veya onu kandırıyormuş gibi davranmak anlamında kullanılır. Genellikle zararsız ve eğlenceli şakalar için söylenir.
Türkçesi: Kafaya almak, takılmak
Örnek Cümle: Don’t worry, I’m just pulling your leg!
Türkçesi: Merak etme, sadece takılıyorum!
20) By the book
Açıklama: Kurallara ya da prosedürlere harfiyen uygun şekilde bir şey yapmak demektir. Özellikle iş ortamlarında bu deyim sık kullanılır.
Türkçesi: Kitabına göre yapmak, kurallara uygun hareket etmek
Örnek Cümle: The police officer did everything by the book.
Türkçesi: Polis memuru her şeyi kurallara uygun şekilde yaptı.
Yukarıda yer alan deyimler İngilizcede en çok karşılaşılan deyimlerdir. Aşağıda çeşitli alanlarda kullanılan deyimleri de bulabilirsiniz.
Ekonomi ve İş Dünyasına Dair İngilizce Deyimler
1) In the red
Açıklama: Şirketin zarar ettiğini, borçta olduğunu ifade eder.
Türkçesi: Zararda olmak
Cümle: After the crisis, many businesses were in the red.
Türkçesi: Krizden sonra birçok işletme zararda kaldı.
2) Bail out
Açıklama: Zor durumda olan birine ya da kuruma maddi destek vermek.
Türkçesi: Kurtarmak (ekonomik olarak)
Cümle: The government bailed out the airline company.
Türkçesi: Hükümet havayolu şirketini kurtardı.
3) A cash cow
Açıklama: Sürekli gelir getiren, kârlı iş veya ürün.
Türkçesi: Altın yumurtlayan tavuk
Cümle: Their mobile app turned out to be a real cash cow.
Türkçesi: Mobil uygulamaları adeta altın yumurtlayan tavuk oldu.
Okul ve Eğitim Dünyasına Dair İngilizce Deyimler
1) Hit the books
Açıklama: Yoğun şekilde ders çalışmaya başlamak.
Türkçesi: Kitaplara gömülmek
Cümle: I have an exam tomorrow, so I need to hit the books tonight.
Türkçesi: Yarın sınavım var, bu gece kitaplara gömülmem gerekiyor.
2) Teacher’s pet
Açıklama: Öğretmenin en sevdiği, gözdeleri arasında olan öğrenci.
Türkçesi: Öğretmen gözdesi
Cümle: He’s always answering questions—he’s the teacher’s pet.
Türkçesi: Sürekli parmak kaldırıyor, tam öğretmen gözdesi.
3) Pull an all-nighter
Açıklama: Tüm gece uyanık kalıp ders çalışmak.
Türkçesi: Sabahlara kadar ders çalışmak
Cümle: She pulled an all-nighter before her chemistry exam.
Türkçesi: Kimya sınavı öncesi sabaha kadar çalıştı.
Sokak Hayatına Dair İngilizce Deyimler
1) Live on the edge
Açıklama: Tehlikeli veya sıra dışı bir yaşam tarzı sürmek.
Türkçesi: Uçlarda yaşamak
Cümle: He enjoys taking risks—he lives on the edge.
Türkçesi: Risk almayı seviyor, uçlarda yaşıyor.
2) Break the rules
Açıklama: Kuralları kasıtlı olarak çiğnemek.
Türkçesi: Kuralları çiğnemek
Cümle: They were always trying to break the rules at school.
Türkçesi: Okulda sürekli kuralları çiğnemeye çalışırlardı.
3) Go off the rails
Açıklama: Davranışları kontrolden çıkmak, yanlış yola sapmak.
Türkçesi: Raydan çıkmak, yoldan sapmak
Cümle: He started using drugs and really went off the rails.
Türkçesi: Uyuşturucu kullanmaya başladı ve tamamen raydan çıktı.
Aşk ve İlişkilere Dair İngilizce Deyimler
1) Head over heels
Açıklama: Çok âşık olmak, sırılsıklam olmak.
Türkçesi: Gönlünü kaptırmak
Cümle: He’s head over heels in love with her.
Türkçesi: Ona sırılsıklam âşık.
2) On the rocks
Açıklama: Bir ilişki ya da evlilik zor durumda, kötüye gidiyor.
Türkçesi: Sarsıntıda olmak
Cümle: Their marriage is on the rocks.
Türkçesi: Evlilikleri sarsıntıda.
3) Pop the question
Açıklama: Evlilik teklifinde bulunmak.
Türkçesi: Evlenme teklif etmek
Cümle: He popped the question during their vacation.
Türkçesi: Tatilde evlenme teklif etti.
İngilizce Deyimler Neden Kullanılır?
İngilizce deyimler, dili daha doğal, etkili ve renkli bir şekilde kullanmamızı sağlar. Günlük konuşmalarda, filmlerde, dizilerde ve kitaplarda sıkça karşımıza çıkarlar. Deyimler, kelime anlamlarından farklı anlamlar taşıdıkları için duyguları, düşünceleri ve durumları daha kısa ve çarpıcı biçimde ifade etmeye yarar.
Aynı zamanda bir kişinin İngilizce seviyesinin gelişmiş olduğunu gösterir. Deyimleri bilmek, sadece dil bilgisi değil, kültürel anlayışı da artırır. Bu yüzden İngilizce öğrenen herkesin deyimlere aşina olması, iletişim becerilerini güçlendirmesi açısından büyük önem taşır.























Yorum Yap